//
you're reading...
Dijital, Doğaçlama, Reklam, Serzeniş

Buyruuun… Dijital Ajansınıza Eleman Mı Bakmıştınız?

Pıtrak gibi çoğalan ajanslar, birbirine karışmış iş tanımları, az paraya herşeyi aynı anda yaptırmak isteyen müşteriler… İşte size ortaya karışık… Buyrun yiyelim

“Merhaba abla ne bakmıştın? Sosyal medyacı var, tasarımcı var, siaremci var, müştemler şu tarafta… Bak hele on numara haştemeleci geldi bugün.”

“Bilmem  ki çok deneyimli bakmıyor onun gözleri.”

“Ba ba ba ba işte senin aradığın burada: en ustasından datnetçi her işini görür.”

“Evet, bak bu olabilir. Cin gibi bakıyo, tasarım da yapabiliyor mu?”

“Yapmaz mıı abla? Ama tasarım dedin mi şuradaki kıreytifin üzerine tanımam. Adam king.”

“Yok istemem, tekin gelmedi bana: Tavana mavana bakıyor, acayip hareketler yapıyor bu”

“Öyle deme ablacım kıreytifin delisi makbuldür. Bi de sosyal medyacı verdik mi sana tamam, on numara ajans açarsın. Bak şuradakini vereyim mi? Yeni geldi, taze.”

“Yook, o ne öyle kadidi çıkmış. Kaldıramaz bu, iş yükünü”

“Onu dert etme sen: içerik yazar, monitor eder, siarem yapar… hemi de ucuz; sen koy ne koyacaksan üstüne, devreyi yakarsa yenisini veririz. Olgunu gelmez sana şimdi onlar acık pahalı biliyon mu?”

“İyi iyi hadi bakalım, çıkar şu hesabı da gidelim kuralım ajansımızı hayırlısıylan”

“Ayıp ettin hemen toparlıyorum hesabı. Müştemin var mı, müştemin?…”

 

Dün akşamki rüyamı anlattığımı düşünüyor ve neyseki normalde böyle değil.”diyeceğimi sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Aynen de böyle maalesef. Hızla üzerimize gelen dijital medya kamyonunun altında kalmak üzereyiz, evet.  Aslında durumumuzu tek cümleyle özetlememiz mümkün: Ortada baş döndürücü bir hızla değişen teknoloji, değişen iş tanımları, gelişen yeni pozisyonlar ama değişmeyen bir iş yapma kafası var.

Peki şu bizim değişmeyecek kadar mükemmel olan “iş yapma kafamız” nasıl bir şey?  Öyle çok fonfsiyonlu, o kadar nefis bir yapı ki özetlemeye çalışayım desem daha saatlerce yazamadan bakacağım ekrana, en iyisi birkaç açıdan yaklaşarak örneklemeye çalışayım. Örneklerimiz “Dijital” denen o alçağın henüz yönetimi ele geçirmediği dönemlerden olsun: (genel plan) Sahne 1: Ortada iş var kaçırmayalım. Yakalayalım. Al işi hemen, adam da alalım işe. Peki bu sektörü o kadar bilmiyoruz. Olsun. Bak elin adamı nasıl yapmış. Ne düşüneceksin üstüne, çal o sistemi. Pardon. Arakla yani. Haa. Çok zekisin abi. Sahne 2: İşi kurduk da, kar edemiyoruz. Ne? Adam çıkar çabuk. Çıkara çıkara adam kalmadı ki. Ne, benim niye haberim yok? Ben de dün yeni iş bağlamıştım. Hemen yenilerini al. Ucuz olsun. Sahne 3:Abi işler yetişmiyor.Yetiştir. Bir yerde hata var ama… Beni ilgilendirmez, yetiştir. Sahne 4: Bu ne biçim iş kardeşim, rezalet olmuş. Ama bakın bir tek sizde var. İdare edin. Çalışan hatası. Ben derhal onları kovup yenilerini aldırıyorum merak etmeyin. Sahne 5: Abi! Battık biz haberin olsun. Ne, bu şimdi mi söylenir, yeni iş aldım ben. Söyledim ya kaç kere. Söylemedin! Söylesen hatırlamaz mıyım? Abi valla söyledim kaç kere! Bak Bak bak yedirdik içirdik başımıza çıktın. Çık çabuk, çık, seni de kovuyorum…

Aynı “kafa”, başka bir açıdan, (eye level): Sahne 1: Bak nasıl yapmış adamlar. Karlarını üçe katlamışlar. Hadi biz de yapalım.Nasıl? Yapan yok mu bu işi? Bul birilerini hemen yaptır. Çok zekisin abi. Ama ucuz olsun. Sahne 2: İşi yaptırdık da bi faydası olmadı hala zarar ediyoruz. Ne? Hemen başka birilerini bul yapacak. Denemediğimiz şirket kalmadı ki? Ne? Benim niye haberim yok? O kadar yatırım yaptık buna. Al birilerini kendimiz yapalım bari. Ucuz olsun. Sahne 3: Abi, geçen ay aldığımız eleman yapamıyormuş istediğini. Onun işi değilmiş bu. Nasıl yani? Öğrensin. Sahne 4: Ne oldu iş? Yetişmiyor valla. Ne demek yetişmiyor. Adam az sanırım. Yok canım. Daha çok çalışsınlar. Zaten 12 saat çalışıyorlar. Hafta sonu da gelsinler. Sahne 5: Abi! Elemanlar işi bıraktı. Ne? Şimdi mi söylenir bu? Şimdi bıraktılar abi. Yeni iş aldım ben. Çabuk yapacak birilerini bul. Ucuz olsun. Evet, bul abi. Benim yerime de bul ama. Ucuz olsun.

Muazzam verimli iş yapma kafası, (yakın plan): Sahne 1: Ortada iş var kaçırmayalım. Yakalayalım. Adam yok. İş kaçmaz hemen adam alalım. Çok zekisin abi. Sahne 2: İşi yapıyoruz da, kar edemiyoruz. Adam çıkar çabuk. Sahne 3: Ortada iş var kaçırmayalım. Aman diyeyim, elimizde iş çok zaten. Olmaz çok karlı iş, kaçmaz. Ama elimizde adam yok. Ne! Alalım o zaman. Sahne 4: Zararımız ayyukta. Sebep? İş var, adam var ama iş çıkmıyor. Daha çok çalışsınlar. Sahne 5: Ortada iş var kaçırmayalım. Adam alalım. Adam alacak yerimiz yok. Bu iş kaçmaz, bir şekilde halledin. Sahne 6: İşi yapamazlar mıymış? Nasıl olur? Aynı anda 4 iş yapıyorlar. Beni ilgilendirmez, bu acil. Yetiştirin. Sahne 7: Abi! Battık biz haberin olsun. Süper bir iş aldım şimdi düzeleceğiz.

Mükemmel işlerliği nedeniyle bir türlü değiştirmeye yanaşmadığımız iş kafamızı örneklemeyi birkaç sayfa daha sürdürmemek için kendimi zor ikna ettim. Öyle keyifli ki siz de gözünüzü kapatıp deneyin, tavsiye ederim…

Şimdi, inanılmaz bir hızla değişen teknolojiye inanılmaz bir şekilde değişmeyen “iş kafamızı” entegre ederek, içinde yaşadığımız dijital dünyaya bir bakalım: Dijitali anlamak yerine dijitali olduğu gibi yutmaya çalışan işadamları, şirketler; biraz daha emek harcayıp üretmeye çalışmak yerine üretilene ayna tutarak iş yapmaya çalışan ajanslar ve tuttulan aynadan gözleri kamaşmış nereye gideceğini bilmeyen müşteriler; çalışmaktan ya kadidi çıkmış ya kafayı bozmuş ya alkolik olmuş çalışanlar; teknik açıdan bilgili ama kimin hangi işi yapması gerektiğini dahi çözemeyen, yönetme işinden bihaber, deneme yanılma metodunu terk etmemeye ant içmiş  yöneticiler; ofisten iş fışkırıyor olsa dahi kapıyı çalan her işi tanrı misafiri olarak içeri almaktan vazgeçmeyen patronlar…

Değişen bu yeni düzene ayak uyuralım diyoruz ama koşan bir teknolojiyi, statükoya bayılan bir toplum olarak, yürüyerek yakalamaya çalışıyoruz. Bu kaotik koşullar altında ne istediğini bilmeyen müşterilerle ne yapabileceğini kestiremeyen ajanslar arasında olan çalışanlara oluyor, farkında mısınız? Teknolojiyi yakalamak adına kel bırakmışız kimsenin umurunda değil. Abicim bırak, saçından yakalama! Gayret et, hızlan, biraz daha koş; elinden, kolundan yaka. Yook! Biz teknolojinin kelini severiz.

Burcu Güldemet

19 Mayıs 2012

 

 

reklam sektörü

Discussion

No comments yet.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: